Artvin Hakkında
Artvin tarihi, Doğu Karadeniz ile Kafkasya arasındaki geçiş yolları üzerinde bulunan dağlık coğrafyanın etkisiyle şekillenmiştir. Artvin şehir merkezi bir Orta Çağ yerleşimi olarak gelişmiş olsa da bölgede yapılan araştırmalar, çevredeki yerleşimlerin MÖ 2000’li yıllara kadar uzandığını göstermektedir. Bölge; Urartular, Kolhis Krallığı, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Gürcü krallıklarının etkisi altında kalmıştır. Antik kaynaklarda Kolhis olarak anılan bu coğrafya, farklı halkların ve kültürlerin buluştuğu önemli bir sınır bölgesi olmuştur. Çoruh Vadisi boyunca uzanan yollar, Artvin’in tarih boyunca askerî, ticari ve kültürel açıdan değer kazanmasını sağlamıştır.
Orta Çağ’da Gürcü krallıkları ve yerel hanedanların hâkimiyetinde kalan Artvin, daha sonra Selçuklu akınları, Atabegler ve Osmanlı yönetimiyle tanışmıştır. Osmanlı döneminde bölgenin kaleleri, köprüleri ve geçitleri sınır güvenliği bakımından önemli görevler üstlenmiştir. Artvin Kalesi, Şavşat Kalesi, Ardanuç Gevhernik Kalesi, İşhan ve Barhal kiliseleri ile geleneksel köy camileri, şehrin çok kültürlü geçmişinden kalan başlıca eserlerdir. Camili bölgesindeki ahşap camiler ve tarihî köy dokusu da Osmanlı dönemi kırsal mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Cumhuriyet döneminde Türkiye sınırları içinde kalan Artvin, özgün halk kültürü, geleneksel mimarisi ve Kafkasya ile Anadolu arasında kurduğu tarihî bağ sayesinde kültür turizmi açısından dikkat çeken şehirlerden biri olmuştur.